jump to navigation

Disruptive Innovation Explained – Video – Harvard Business Review 24/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in İnovasyon.
add a comment

Disruptive Innovation Explained – Video – Harvard Business Review.

Reklamlar

İnovasyonu erken kabul etmekle kalkınma arasındaki doğrudan ilişki: 16/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in Uncategorized.
add a comment

Vision Statement: How Early Adoption Has Increased Wealth—Until Now – Harvard Business Review.

Parlak fikirler nasıl doğar?* 15/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in Uncategorized.
7 comments

İnovasyonun ortaya çıkması için gerekli olan en önemli bileşen, daha doğrusu inovasyon sürecinin en önemli öğesi elbette bir fikirdir. Bu fikrin basit ve sıradan bir fikir olması da yetmez, fikrin iyi ve parlak bir fikir olması gerekir. Bu “Parlak Fikir” kavramı beni Steven Johnson’ın, “Where Good Ideas Come From: the Natural History of Innovation” (2010) adlı kitabına* götürdü. Johnson bir fikrin “parlak” bir fikir olabilmesi için şu minvalde bir şeyler söylüyor**:

Where good ideas come from

Where good ideas come from

Fikirler ağlarda ortaya çıkar:

Bunu da üstelik, sadece sosyal bilimciler değil, bilişsel bilimciler (İngilizcesi: Cognitive Scientists) de söylüyor. Daniel Reisberg “Cognition: Exploring the Science of the Mind” (2010) adlı kitabında, insan düşüncesinin doğal sinir ağlarında doğduğunu, daha doğrusu bu ağlardaki etkileşimin bir sonucu olduğunu söylüyor.

Ağlar, çok sayıdaki düğümler ve bağlantılardan kurulu olup, değişken ve dinamik yapılardır ve aralarındaki bu etkileşim nedeniyle de canlı yapılardır:

Değişkenlik ve dinamiklik, zaten ağların yapısal özelliği. Ağlar, düğüm ve bağlantılarının oluşturabildiği sonsuz sayıdaki dizilim ve bunların bileşkeleriyle, kendilerini sürekli yeniden üretme özelliğine sahip yapılardır. Dolayısıyla, bu ağlarda ortaya çıkan fikirler, sonsuz sayıda dizilimle, dinamik bir şekilde değişme, yenilenme, esneme, eğretilenme ve türeme özelliğine sahiptirler. Bu ağlarda ortaya çıkan bir fikir, sonsuz sayıda yeni fikire ve bunların türevi olan başka yeni fikirlere dönüşebilir.

Her fikir başka fikirlerden etkilenir:

Yukarıdaki döngüde ortaya çıkan dinamik dizilim ve yeniden üretim, hem buna hizmet eder, hem de bundan etkilenir. Ağlarda sonsuz sayıdaki ve yapıdaki yeni fikirlere dönüşebilen fikirler, kendileri de sonsuz sayıdaki dizilim ve dönüşümün sonucudur. Fikirler, yeni dizilimlerle yeniden yapılandırılabilen yeni fikirleri etileyebilir, tetikleyebilir.

Fikirler hatalardan etkilenir:

Bu etileşim, kurallı olabileceği gibi rastlantısal da olabilir. Yani yeni fikirler, akıl yürütme ve mantığın bileşkesi olan kurgusal dizilimlerle ortaya çıkabileceği gibi, bu dizilimler tamamen rastlantısal da olabilir. Yani, hatalardan ve hatalı dizilimlerden de yeni fikirler oraya çıkabilir. Yeni bir fikrin, rastlantısal ancak hatalı bir dizilimden mi yoksa kurgusal ve kurallı bir dizilimden mi ortaya çıktığıyla, doğruluğu arasında hiç bir ilişki veya bağlantı yoktur. Yeni bir fikir, doğru veya yanlış, yeni bir fikirdir.

Fikirler önsezilerden doğar ve bu önseziler yavaş ilerler:

Önseziler, diğer dizilimlere göre daha yavaş bileşen dizilimlerdir, çünkü  sezgisel ve kimi yönden kendini gerçekleştiren dizilimlerle ortaya çıkarlar. Dolayısıyla bunların ilerlemesi de yavaştır. Sezgisel bir fikrin, dizilimsel altyapısı, muhtemelen var olan başka dizilimlerde tekrarlanmaktadır, yani muhtemelen o fikir, başka şekillerde de düşünülmüş veya ifade edilmiş olabilir. Ancak sezgilesel bir dizilimle, yeni ve farklı bir biçimde ifade edilen her yeni fikir, bu yavaş ve rastlantısal sürecin sonucudur.

Önseziler birbirini etkiler:

Tıpkı fikirlerin etkileşimi gibi.

Önseziler birbirini akışkan ağlarda etkiler ve yeni fikirler akışkan ağlarda ortaya çıkar:

Sezgilesel bir dizilimle, yeni ve farklı bir biçimde ifade edilen her yeni fikir, bu dizilimini akışkanlık özelliği olan bir ağda gerçekleştirebilir. Yani, bu önsezi ve fikirlerin yeni dizilimler oluşturabileceği en uygun yapı, akışkanlık özelliği olan ağladır. Bir ağın, akışkanlık özelliğinin yüksek olması, o ağın yeni dizilim ve bileşimleri ortaya çıkartma kapasitesinin yoğunluğuna işaret eder. Bu dizilim ve bileşimlerle, diğerlerine göre daha yoğun ve hızlı şekilde olanak veren ağlar, diğerlerine göre daha akışkandır.

Parlak fikirler, diğer fikirlerle etkileşime girerek – çarpışarak ortaya çıkar:

Fikirlerin etileşime girerek, yeni dizilimler ve bileşimler oluşturması, fikirlerin bir araya gelmesi ve çarpışmasıyla olur. Bu çarpışma, akışkan ağlarda daha youğun ve güçlü olacağı için, sonuçta daha faza fikir, yepyeni dizilim ve bileşimlerle  diğerlerine göre daha parlak fikirleri doğuracaktır.

Kısacası: Parlak fikirler akışkan ağlarda çarpışarak doğar!

Johnson’un kitabını çok güzel açıklayan bir video:

TED Talk’da Steven Johnson’un, kitabının ana hatlarını açıklayan konuşması (Türkçe altyazılı):

* Kitabın Türkçesi de Boyner Yayınları tarafından, bu yazının da başlığı olan “Parlak fikirler nasıl doğar?” adıyla yayımlandı:

Parlak fikirler nasıl doğar?

Parlak fikirler nasıl doğar?

** Kendi yorumumu da kısmen ekliyorum, Johnson’ın düşüncelerine.

KAYNAKÇA:

Jonson, S. (2010). Where good Ideas Come From: the Natural History of Innovation. London: Allen Lane.

Reisberg, D. (2010). Cognition: Exploring the Science of the Mind. New York: W. W. Norton & Company.

Rogers, E. (2003). Diffusion of Innovations. New York: Free Press.

İnovasyon Türleri 11/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in NPD, rekabet, sürdürülebilirlik, süreç, yaratıcılık, yeni ürün geliştirme, İnovasyon.
1 comment so far

Dünkü yazımda, inovasyonun belli başlı türlerini sıralamaya çalışmıştım. Bunları biraz açmakta yarar var diye düşünüyorum. Ancak dediğim gibi, bundan çok daha fazla inovasyon türü var; fakat burada önemli ve ilgi çekici bulduğum öncelikli bir kaç türü açıklamya çalışacağım.

 

Yeni Ürün Geliştirme (NPD – New Product Development):

İnovasyonun en bilindik türü. Ortaya somut bir ürün çıkar. Süresi uzundur: 18-24 ay arası öngörülüyor literatürde. Daha önce de yazdığım gibi, yeni ürün piyasaya çıkana kadar her şey maliyettir. Ortaya somut bir prototip çıkarılacağı için, bu maliyetler de oldukça yüksektir. Maliyetlerde en büyük payı, ARGE alır. ARGE ayrıca, sürecin en uzun bileşenidir. Tenolojik inovasyonlar genellikle bu türde yer alır. Halihazırda var olan bileşenlerin yeniden kullanılmasına (İngilizcesi: “Component Reuse”) çok açıktır. Genelde, yeni ürünün kendisi katma değerdir. Ancak yeni ürün üzerinden, başka katma değerler de yaratmak mümkündür.

 

Hizmet İnovasyonu:

Bilinirlikte ikinci sırada gelen inovasyon türü. Hatta hizmet sektörünü ayakta tutan şey de denebilir buna; zira hizmetlerin eknomik ömürleri, yeni ürünlere göre genellikle daha kısadır. Buna karşın hizmet inovasyonunun süreci ve maliyetleri de, görece daha düşüktür. Ancak, yaratabileceği katma değer, yeni ürünün yaratacağı katma değer kadar yüksek olabilir.

 

Süreç İnovasyonu:

İş süreçlerinin düzenlenmesi, değiştirilmesi, yeniden belirlenmesi, birleştirilmesi veya bölümlenmesiyle ortaya çıkan inovasyon türü. Maliyetleri, kimi zaman yok denecek kadar az olabilir. Süreci de, son derece kısa olabilir. ARGE’ye ihtiyaç duyulmasa bile, analitik bir çalışmaya büyük ihtiyaç vardır. Yönetim Danışmanlığı’na, en fazla ihtiyaç duyulan inovasyon türüdür. Maliyetlere doğrudan (azaltıcı) etkisi olduğundan, kârlılığı arttırma özelliği vardır. Buna karşın, etkisinini iyi ölçümlenmesinde de yarar vardır. Çoğunluka örgütsel direnç doğurur ve bu nedenle de, çok güçlü bir lider iradesine ihtiyaç vardır.

 

Yönetim İnovasyonu:

Yöneticillerin en sevmediği ve en yoğun direnç türüne sahne olan inovasyon türü. Zira burada, düzenleme, değiştirilme ve yeniden-düzenleme yönetim katında gerçekleştiği için, direnç yönetimin kendisinden gelir. Çok güçlü bir lider iradesi olmaksızın, hayalden öteye geçemez. Doğru uygulandığında başarı kesindir.

 

İş Modeli İnovasyonu:

Var olan iş modelinin, yani hangi kaynak, süreç, işbirliği ve değer ağıyla, maliyet ve nakit akışının, nasıl düzenleneceği konusu. Şirketler için yaşamsal bir konudur. Bu tür de, yoğun örgütsel direnç doğurabilir. Ancak bu direncin nedenleri, genellikle irrasyoneldir; zira temelinde bilgi ve bilinç eksikliği yatar. Yine bu tür de, güçlü bir lider iradesine ihtiyaç duyar.

 

Yeniden-konumlandırma:

Var olan ürünün veya hizmetin yeniden konumladırılmasına dayalı olan inovasyon türüdür. Yapısal ve işlevsel olarak, iş modeli inovasyonuna çok yakındır.

 

Hassas Ayar İnovasyonu:

Steve Jobs

Steve Jobs

Bu, çok yeni tanımlanmış bir tür. Hatta literatüre de, çok yansımadı. Ancak ben yine de, çok önemsiyorum. Toprağı bol olsun, Steve Jobs’un inovasyona getirdiği yeni bir boyut bu. Konseptlere ince ayarlar yaparak, bir tür yeniden-konumlandırmaya dayanan bir inovasyon türü. Apple ilk mp3 çaları yapmadı, ama iPod inanılmaz bir başarı sağladı. İlk akıllı telefon da, Apple tarafından üretilmedi; ama iPhone çok daha büyük bir başarı oldu. İş tabletlere gelince, ilk tablet üreticisi Apple olmamasına karşın, kimse iPad’in ticari başarısından şüphe bile etmiyordu zaten. Bu konuyu gündeme taşıyan ilk yazı, Malcolm Gladwell’in 14 Kasım 2011’de The New Yorker’da çıkan yazısı. Gladwell yazısında, Jobs için “tweaker” kavramını kullanıyor. Yani “ince ayar yapan”. Bence, enformasyon ekonomisin nereye gittiğini çok iyi görmüştü Jobs. Saydığım üç ürünü de, bir içerik platformuna bağlamasıyla ortaya çıkan bu ince ayar, bir dizi farklı inovasyon türüyle de ilişkili üstelik. Yılların donanım üreticisi olan bir şirket, bu platformla bir iş modeli inovasyonu da gerçekleştirerek, gezegenimizin en büyük yazılım ve müzik hipermarketini de işletmeye başladı. Bu platformda, dijital dergi ve içerik sağlayıcılarına, dağıtım hizmeti de vererek, bir yeni hizmet inovasyonu da başlattı.

 

Marka İnovasyonu:

Markalar da eskir, işlevsizleşir, değer kaybeder. Kısacası, entropik etki markaları da etkiler. Bu nedenle, markaların da, zaman-zaman inovasyona ihityacı doğar, ki yeniden rekabette yerlerini alabilsinler. Pazarlama guruları bu işi çok severler, ama çoğunlukla da inovasyonun ne olduğundan ve nasıl yapıldığından habersiz oldukları için, işi ya yüzlerine gözlerine bulaştırırlar, ya da yaptıkları iş, inovasyon falan olmaz – kötü bir makyajdan öteye bile geçmez. Marka inovasyonu için, öncelikle markanın değer vaadinin gözden geçirilmesi ve gerekliyese yeniden uyarlanması gerekir. Sonra da, o değerlerle kurumsal kimliğin ne kadar örtüşüp örtüşmediğinin belirlenmesi gerekir. Eğer fark çok büyükse, o zaman kurumsal kimliğin de yeniden gözden geçirilmesi gerekir, yani kurumsal değerlerin yeniden tanımlanması ve kurumun bu yeni değerlerle yeni baştan hizalanması. Bu da, stratejinin ve iş modelinin yeniden hizalanmasını, yani iş modeli inovasyonu gerektirebilir. Ancak bu hizlanmadan sonra, marka inovasyonu işlerlik kazanarak etki gösterebilir.

 

Açık İnovasyon:

İnovasyonun, açık kaynaklarla yapılması. Açık kaynak kodlu yazılım geliştirme, bunun tipik bir örneğidir. Bu tür genellikle, kitle istihdamıyla (İngilizcesi: “crowdsourcing”) karıştırılır. Evet, kitle istihdamı da, bir açık inovasyon türüdür, doğru. Ancak her açık inovasyon, kitle istihdamı değildir. Dahası, bazen kitle istihdamı bile, açık inovasyon olmayabilir. Dikkatli olmakta yarar var.

 

Sosyal İnovasyon:

Muhammed Yunus

Muhammed Yunus

En az bilinen inovasyon türüdür Toplumun, örgütlerin, toplulukların veya kitlelerin yapısal ve işlevsel olarak dönüştürülmesine dayalıdır. Dönüştürücü bir lider iradesine, kesin gereksinim duyulur. Muhammed Yunus’un mikro-kredilerle kadınları ekonominin temel aktörlerinden biri haline getirmesi, bu konudaki ilginç örneklerden biridir. Yine Mozilla Foundation veya Wikimedia Foundation gibi sosyal girişimler de, bu konudaki diğer ilginç örneklerdir.

İnovasyon aslında nedir? 10/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in NPD, sürdürülebilirlik, süreç, yeni ürün geliştirme, İnovasyon.
1 comment so far
İnovasyon ciddi bir lider iradesi gerektirir:
Lider iradesi olmadan unutun gitsin. İnovasyon sürecinin başında, sonunda, önünde ve arkasında bir lider olmazsa, süreç ya dağılıyor, ya istenen sonucu vermiyor, ya kesiliyor, ya dejenere oluyor, ya da daha başlamadan bitiyor. Liderin mutlaka sürece sahip çıkması gerekiyor. Başında duracak; çünkü hem süreci başlatacak ekibi bir araya getirecek ve “Başlayın!” diyecek, hem de dışarıya karşı “Bu sürecin sahibi benim!” diyecek. Sonunda duracak; çünkü sürecin tamamlanarak, katma değerin ortaya çıkmasını sağlayacak. Önünde duracak; çünkü süreç yoğun olarak direnç doğuracak ve bu direnci göğüsleyecek bir lider olmadan olmaz. Arkasında duracak; çünkü lider olarak sorumluluğu alıp hesap verecek. Bu yüzden, tüm inovasyon süreçlerinin başarısı, süreci yürüten ekibe; ama başarısızlığı da, sürecin sahibi olan lidere aittir. Bu nedenle, inovasyon aslında biraz da risk alabilmektir.
İnovasyon bir değişim sürecidir:
İnovasyon sürecinin sonucu doğrudan değişimdir. Sürecin sahibi olan lider “inovatör”dür, ancak süreci yürüten ekip de, “değişim elçileri” (İngilizce: “agents of change”) olarak adlandırılırlar.
İnovasyon stratejik bir süreçtir:
Çünkü inovasyon, stratejik olarak, herkesin işi olmalıdır. Herkes inovasyonu ve inovatif olmayı, işinin bir parçası olarak benimsemelidir. Bu da, “Hadi bugün yirmi dakikalığına inovatif olalım!” demekle olmaz. İnovasyon 24 saatin tamamını kapsamalı. 7/24 sürmeyen inovasyon, inovasyon değildir!
İnovasyon «kan ve gözyaşı» demektir:
İnovasyon zorlu bir süreçtir. Ortalama bir yeni ürün geliştirme süreci, 18 ila 24 ay arasında değişir. Bu süreçte de, her şey maliyettir. Süreç boyunca, direnç genellikle yüksektir.
İnovasyonun temel türleri şöyle sıalanabilir*:
  • Yeni Ürün Geliştirme (NPD – New Product Development);
  • Hizmet İnovasyonu;
  • Süreç İnovasyonu;
  • Yönetim İnovasyonu;
  • İş Modeli İnovasyonu;
  • Yeniden-konumlandırma;
  • Hassas Ayar İnovasyonu;
  • Marka İnovasyonu;
  • Açık İnovasyon;
  • Sosyal İnovasyon.

* Elbette, bundan daha da fazla tür var; ancak burada önemli ve ilgi çekici bulduğun öncelikli bir kaç türü sıraladım.

İnovasyon nedir, o zaman? 10/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in süreç, Uncategorized, İnovasyon.
add a comment

İnovasyon yaşamda karşılığı olan bir çözümün ortaya çıkarttığı bir katma değerdir!

İnovasyon Süreci

İnovasyon Süreci

İnovasyonculuk oynamak, ya da Zihni Sinir işler… 10/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in Zihni Sinir, İnovasyon.
2 comments

Bir süredir birileri fena halde inovasyonculuk oynar oldu. Daha doğrusu çok fena inovasyon yapmak peşine gidip, herkesi kandırmaya çalışmaktan bir hal oldular. Pazarlama bütçesinden finanse edilen bu türden inovasyonculuk oyunlarına, inovasyon yönetimi alanının temel ders kitaplarından birinin yazarı olan Paul TROTT “inovasyona popüler bakış” (İngilizce: “popular view of innovation”) diyor; bense doğrudan Zihni Sinir işler diyorum. Zira inovasyon böyle bir şey değil. Bazen bir şeylerin ne olduğunu anlatmak için, önce ne olmadığını anlatmak lazım gelir ya; işte size bir seçki:

  • İnovasyon bir pazarlama aracı veya yöntemi değildir!
  • İnovasyon pazarlama departmanının bütçesiyle yapılmaz!
  • İnovasyon bir «fikrim geldi» yarışması da değildir!
  • İnovasyon yarışmayla da yapılmaz!
  • İnovasyon çılgın bir dahi işi, hiç değildir!
  • İnovasyonu deliler yapmaz!
  • İnovasyon icat da değildir!
  • İnovasyon tek başına bir mamul değildir!
  • Salt mamule odaklanan inovasyon eksik kalır!
  • İnovasyon bir kalite süreci değildir!
  • Her kalite süreci ve yöntemi inovasyona hizmet eder!
  • İnovasyon yeni bir hizmet türü de değildir!
  • Yeni hizmet türleri inovasyonla ortaya çıkar!
  • İnovasyon salt yenilik değildir!
  • Her yenilik inovasyon demek değildir!
  • Yeniliğin inovasyon olabilmesi için bir çözümü de içermesi gereklidir!
  • İnovasyon salt çözüm de değildir!
  • Çözümün inovasyon olabilmesi için hayatta bir karşılığının olması gerekir!
  • Çözümün inovasyon olabilmesi için ortaya bir katma değer çıkarması gerekir!

Ken Robinson says schools kill creativity | Video on TED.com 09/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in Uncategorized.
add a comment

Ken Robinson says schools kill creativity | Video on TED.com.

Tam da düşündüğüm şeylere çok yakın şeyler söylemiş. Çok da eğlenceli bir konuşma olmuş.