jump to navigation

Parlak fikirler nasıl doğar?* 15/03/2012

Posted by Aykut ARIKAN in Uncategorized.
trackback

İnovasyonun ortaya çıkması için gerekli olan en önemli bileşen, daha doğrusu inovasyon sürecinin en önemli öğesi elbette bir fikirdir. Bu fikrin basit ve sıradan bir fikir olması da yetmez, fikrin iyi ve parlak bir fikir olması gerekir. Bu “Parlak Fikir” kavramı beni Steven Johnson’ın, “Where Good Ideas Come From: the Natural History of Innovation” (2010) adlı kitabına* götürdü. Johnson bir fikrin “parlak” bir fikir olabilmesi için şu minvalde bir şeyler söylüyor**:

Where good ideas come from

Where good ideas come from

Fikirler ağlarda ortaya çıkar:

Bunu da üstelik, sadece sosyal bilimciler değil, bilişsel bilimciler (İngilizcesi: Cognitive Scientists) de söylüyor. Daniel Reisberg “Cognition: Exploring the Science of the Mind” (2010) adlı kitabında, insan düşüncesinin doğal sinir ağlarında doğduğunu, daha doğrusu bu ağlardaki etkileşimin bir sonucu olduğunu söylüyor.

Ağlar, çok sayıdaki düğümler ve bağlantılardan kurulu olup, değişken ve dinamik yapılardır ve aralarındaki bu etkileşim nedeniyle de canlı yapılardır:

Değişkenlik ve dinamiklik, zaten ağların yapısal özelliği. Ağlar, düğüm ve bağlantılarının oluşturabildiği sonsuz sayıdaki dizilim ve bunların bileşkeleriyle, kendilerini sürekli yeniden üretme özelliğine sahip yapılardır. Dolayısıyla, bu ağlarda ortaya çıkan fikirler, sonsuz sayıda dizilimle, dinamik bir şekilde değişme, yenilenme, esneme, eğretilenme ve türeme özelliğine sahiptirler. Bu ağlarda ortaya çıkan bir fikir, sonsuz sayıda yeni fikire ve bunların türevi olan başka yeni fikirlere dönüşebilir.

Her fikir başka fikirlerden etkilenir:

Yukarıdaki döngüde ortaya çıkan dinamik dizilim ve yeniden üretim, hem buna hizmet eder, hem de bundan etkilenir. Ağlarda sonsuz sayıdaki ve yapıdaki yeni fikirlere dönüşebilen fikirler, kendileri de sonsuz sayıdaki dizilim ve dönüşümün sonucudur. Fikirler, yeni dizilimlerle yeniden yapılandırılabilen yeni fikirleri etileyebilir, tetikleyebilir.

Fikirler hatalardan etkilenir:

Bu etileşim, kurallı olabileceği gibi rastlantısal da olabilir. Yani yeni fikirler, akıl yürütme ve mantığın bileşkesi olan kurgusal dizilimlerle ortaya çıkabileceği gibi, bu dizilimler tamamen rastlantısal da olabilir. Yani, hatalardan ve hatalı dizilimlerden de yeni fikirler oraya çıkabilir. Yeni bir fikrin, rastlantısal ancak hatalı bir dizilimden mi yoksa kurgusal ve kurallı bir dizilimden mi ortaya çıktığıyla, doğruluğu arasında hiç bir ilişki veya bağlantı yoktur. Yeni bir fikir, doğru veya yanlış, yeni bir fikirdir.

Fikirler önsezilerden doğar ve bu önseziler yavaş ilerler:

Önseziler, diğer dizilimlere göre daha yavaş bileşen dizilimlerdir, çünkü  sezgisel ve kimi yönden kendini gerçekleştiren dizilimlerle ortaya çıkarlar. Dolayısıyla bunların ilerlemesi de yavaştır. Sezgisel bir fikrin, dizilimsel altyapısı, muhtemelen var olan başka dizilimlerde tekrarlanmaktadır, yani muhtemelen o fikir, başka şekillerde de düşünülmüş veya ifade edilmiş olabilir. Ancak sezgilesel bir dizilimle, yeni ve farklı bir biçimde ifade edilen her yeni fikir, bu yavaş ve rastlantısal sürecin sonucudur.

Önseziler birbirini etkiler:

Tıpkı fikirlerin etkileşimi gibi.

Önseziler birbirini akışkan ağlarda etkiler ve yeni fikirler akışkan ağlarda ortaya çıkar:

Sezgilesel bir dizilimle, yeni ve farklı bir biçimde ifade edilen her yeni fikir, bu dizilimini akışkanlık özelliği olan bir ağda gerçekleştirebilir. Yani, bu önsezi ve fikirlerin yeni dizilimler oluşturabileceği en uygun yapı, akışkanlık özelliği olan ağladır. Bir ağın, akışkanlık özelliğinin yüksek olması, o ağın yeni dizilim ve bileşimleri ortaya çıkartma kapasitesinin yoğunluğuna işaret eder. Bu dizilim ve bileşimlerle, diğerlerine göre daha yoğun ve hızlı şekilde olanak veren ağlar, diğerlerine göre daha akışkandır.

Parlak fikirler, diğer fikirlerle etkileşime girerek – çarpışarak ortaya çıkar:

Fikirlerin etileşime girerek, yeni dizilimler ve bileşimler oluşturması, fikirlerin bir araya gelmesi ve çarpışmasıyla olur. Bu çarpışma, akışkan ağlarda daha youğun ve güçlü olacağı için, sonuçta daha faza fikir, yepyeni dizilim ve bileşimlerle  diğerlerine göre daha parlak fikirleri doğuracaktır.

Kısacası: Parlak fikirler akışkan ağlarda çarpışarak doğar!

Johnson’un kitabını çok güzel açıklayan bir video:

TED Talk’da Steven Johnson’un, kitabının ana hatlarını açıklayan konuşması (Türkçe altyazılı):

* Kitabın Türkçesi de Boyner Yayınları tarafından, bu yazının da başlığı olan “Parlak fikirler nasıl doğar?” adıyla yayımlandı:

Parlak fikirler nasıl doğar?

Parlak fikirler nasıl doğar?

** Kendi yorumumu da kısmen ekliyorum, Johnson’ın düşüncelerine.

KAYNAKÇA:

Jonson, S. (2010). Where good Ideas Come From: the Natural History of Innovation. London: Allen Lane.

Reisberg, D. (2010). Cognition: Exploring the Science of the Mind. New York: W. W. Norton & Company.

Rogers, E. (2003). Diffusion of Innovations. New York: Free Press.

Yorumlar»

1. sakinekose - 16/03/2012

“If you can’t feed a hundred people, then just feed one.”
Mother Teresa

Fikirlerle beslenmek ve fikirleri beslemek bir ağ üzerinde gerçekleşiyorsa bu işin sırrı fikir ve bilgi bolluğu olan zamanımızda bilgi yönetimini doğru kurgulamaya kalıyor.

Aykut ARIKAN - 16/03/2012

Zaten o yüzden Bilgi ve İnovasyon Yönetimi…

2. Alper Unsan - 16/03/2012

“Bright ideas, emerge through interacting (– clashing) with other ideas”

This is a very valuable proposition from the book which helps us to further understand why freedom of thinking and freedom of self expression are values that must be preserved with utmost care in modern democratic societies.

Thank you Aykut for sharing this with us.

Alper Unsan

Aykut ARIKAN - 16/03/2012

Indeed, it is the “collision” of ideas. Thanks for the comment…

Alper Unsan - 16/03/2012

While it was not the essence of my comment… upon your message, I did a bit of googling only to find that these two terms are used interchangeably.

But I admit having not read the book, and therefore thanks for your beautiful summary anyway..

3. sakinekose - 21/04/2012

Muhammed Yunus & Karl Weber’in “Sosyal İşletme Kurmak” adlı kitabını okuyorum. Sosyal işletmelerle ilgili bazı örnek fikirler veriliyor, cümle şöyle; “…işlerinden elde edecekleri değeri artıracak araçlar, “EĞİTİM”ler verilmesi…” Aykut Hocam, bu cümleyi okuyunca bende ampul yandı: Bilgi ve İnovasyon Yönetimi de benim için bir “Sosyal İşletme” rolünü üstlendi hayatımda ve belki de yeni “Sosyal İşletme”lerin doğmasını sağlayacak çalışmaların başlangıcındayız. Bu yüzden sevinçliyim ama “Parlak Fikir”lerin doğumundan çok, üzerinde yaşadığı topraktan endişe ediyorum. Bonzai ağacı metrelerce uzayabilmesine rağmen toprağı azsa kendini gösteremez küçücük kalırmış.
Ya fikirlerimiz topraksızlıktan büyüyemezse:(

Aykut ARIKAN - 23/04/2012

Çok doğru bir metafor bu, teşekkür ederim. Belki de “sürdürülebilirlik” kavramının şemsiyesi altında, o toprakları da sulayıp, bakımını yaparak önce verimli ve bereketli hale getirmek, sonra da adım adım büyütmek gerekiyor olabilir mi?


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: