jump to navigation

Zihin Emeği: İnovasyonun İtici Gücü 02/05/2015

Posted by Aykut ARIKAN in Uncategorized.
trackback
Zihin Emeği

Zihin Emeği: İnovasyonun İtici Gücü

Hayal kurmak güzel ve kolaydır, ama bedava da değildir. Kağıt-kalem-kırtasiye masrafını bir yana bırakın, onlar çok önemsiz maliyetler. Asıl maliyet, zihin emeği dediğimiz emek türünde yatar. Buna, entelektüel sermaye de deniyor. Bu yeni ve tuhaf sermaye türü, 21. Yüzyılın tüm ekonomik ölçülerini ve iş yapış tarzlarını alt-üst etti. Artık kullandığımız hammaddenin kalitesi, üretim tesisimizin büyüklüğü, sermaye yapımızın gücü, vs. etkenler eskisi kadar önemi değil. Artık sahip olduğumuz entelektüel sermaye ve bunu nasıl bir zihin emeğine dönüştürerek inovasyon yaptığımız, çok daha önemli.

Zihin emeği, hayallerimizi gerçeğe dönüştüren zincirin ilk halkası. Zihin emeğiyle hayal kurarız ve hayallerimiz kağıda geçiririz. Yine zihin emeğimizle, bu hayalleri projelendiririz ve hem bizim hedeflerimize, hem de pazarın ihtiyaçlarına azami derecede uygun mamul veya hizmetler haline geliştiririz. Ve yine zihin emeğimizle, bunları en uygun şartlarda satarız. Kısacası, zihin emeği inovasyonun itici gücüdür.

Zihin emeği, bir iş fikrini, kârlı bir inovasyona çevirmek ve sonuç almak için gerekli olan diğer tüm halkaları da tarif eder. Dahası, bu halkaları tarif etmekle kalmaz, onları bir de birbirine bağlar, birbiriyle uyumlu ve hizalı hale getirir. Diyebiliriz ki, zihin emeği, inovasyonun görünmez harcıdır. Zihin emeği olmadan, ne inovasyon olur, ne de sürdürülebilir bir kârlılık ve büyüme sağlanır.

Zihin emeği kimlerde bulunur? Kısacası, düşünen ve hayal kuran herkeste. Ama herkesten önce de, girişimcide (müteşebbiste) bulunması gerekir. Zira girişimci, kimsenin hayal bile edemediğini, zihninde ilk kez canlandıran, hatta gören ve gerçekleştirendir. Bazen toplum, daha bir şeye ihtiyaç duyduğunun farkında bile değilken, getirdiği inovasyonla işleri kolaylaştırır, maliyeleri düşürür, hayat kalitemizi arttırır, kısacası fark yaratır girişimci. Ford’un kurucusu Henry Ford şöyle der: “Şayet insanlara ne istediklerini sorsaydım, muhtemelen ‘daha hızlı koşan atlar’ derlerdi”.

Yeni ekonomi de dediğimiz enformasyon ekonomisi, tam da bu zihin emeğinin somut bir sonucudur. Yeni ekonomide, işgücü, sermaye ve enerjinin yanında bir de zihin emeği vardır. Ve bu zihin emeği, işleri eskisine göre daha düşük maliyetlerle, daha hızlı ve daha iyi yapmamızı sağlar ve daha fazla müşteriye ulaştırır.

Zihin emeği sadece girişimcide mi bulunabilir? Hayır, herkeste bulunabilir. Yeni ekonominin bize öğrettiği en önemli şey de zaten bu. Şirketlerdeki tüm bireyler zihin emeğine sahiptirler, sahip olabilirler, hatta sahip olmalıdırlar da. İnovasyon, sadece girişimcinin aklına gelen parlak bir fikirden ibaret değildir. Bilakis, inovasyon o şirkette çalışan herkesin aklına gelebilecek irili-ufaklı ama parlak fikirlerin toplamıdır. Zira siz istediğiniz kadar parlak bir fikir bulun, bunu hayata geçirecek kadar yetenekli mühendislerle çalışmazsanız, fikriniz hayata geçmez. Fikrinizi istediğiniz kadar hayata geçirin, bunu ucuz şablon kampanyalar ve pahalı bayii toplantılarıyla değil de, etkin ve yenilikçi pazarlama ve satış fikirleriyle pazara ulaştırabilecek, yetenekli bir ekibiniz yoksa, fikrinizi unutabilirsiniz.

Gelelim en can alıcı soruya: Zihin emeği nasıl elde edilir? Cevabı çok basit: Zihni besleyip çalıştırarak. Ancak iyi beslenen zihin, randımanlı çalışabilir. İyi beslenmeyen zihin boşa çalışır, içi boş fikirlerin ve işlerin peşinden koşar durur. İyi beslenen ama çalışmayan zihin de, hantallaşır ve tembelleşir, işin kolayına kaçar ve kaçak güreşir. İkisini de dengede tutmaktır maharet. Nasıl mı?

Zihnimizi neyle ve nasıl besleyeceğiz? Zihnimizi nasıl ve neyle çalıştıracağız? İşte size, çok daha can alıcı iki soru. Bunların cevabı, öyle pek de kolay verilir cinsten değil. Öncelikle zihin konusunu iyi tarif etmek lazım. Zira zihin, sadece zeka, akıl ve mantıktan ibaret değil. Böylesi mekanik bir düşünce tarzı, sadece zeki ama mutsuz ve üretken olmayan insanlar ortaya çıkartır. Gelişmiş ve kapasiteli bir zihinde zeka, akıl ve mantığın yanı sıra, sezgi, empati, uyum yeteneği, sosyal bilinç ve hassasiyet de olmalıdır. Ancak böylesi bir zihinden inovasyon çıkar.

O zaman ilk sorumuza geri dönelim: zihnimizi neyle ve nasıl besleyeceğiz? Elbette bilgiyle; ama kaliteli ve yararlı bilgiyle. Kaliteli ve yararlı bilgi de, peşin söyleyeyim, Internet’te hemen karşımıza çıkan, genellikle bedava olan, ilk bilgi değildir, hiç bir zaman. Dahası Google’da aratıp bulduklarınız da, şayet ayrıntılı bir arama yaptırmamışsanız, pek kaliteli ve yararlı olmayacaktır. Ucuz etin yahnisinin pek olacağı gibi, Internet’te karşımıza çıkan, hatta çıkarılan bilgilerin çoğu, benim “gel-gel bilgisi” dediğim, kişilerin ilgisini ve dikkatini çekmeye yönelik, çoklukla da pazarlama için kullanılan bilgilerdir. Bunlar, kalite ve yarar bakımından, ikincil öneme sahip bilgilerdir çoğunlukla; zira belirli bir amaca yöneliktirler ve yine bu amaç doğrultusunda, kurgulanmıştırlar. Lafı fazla uzatmadan da, altını çizerek vurgulayayım: kaliteli ve yararlı bilgi, kavramlar arasında soyut bağlar kurdurtarak, bildiklerimizin üzerine “yeni” bir şeyler inşa edebilen, ufkumuzu açan, bizi ileriye götüren, sorun çözen veya çözdüren bilgidir.

Bir de, ikinci önemli sorumuzu hatırlayalım: zihnimizi nasıl ve neyle çalıştıracağız? Bu soru için çok kesin bir cevabım var: Okuyarak. Oldukça klasik bir cevap gibi gözükmesine karşın, “ne okuyacağız” diye düşündüğümüzde, kazın ayağının pek de öyle olmadığını görürüz. Elbette kitap okuyacağız, dergi okuyacağız, Internet’teki blogları takip edeceğiz de, hangilerini? Kitaplar için yaklaşımım basit: işimize hangi kitap yarıyorsa, onu okuyacağız: bilimsel kitaplar, mesleki kitaplar, tarih kitapları, inceleme kitapları, kişisel gelişim kitapları, teorik kitaplar, pratik kitaplar, keyfimize göre tüm edebi türler, vs. Kütüphaneye gidip, rafları karıştırmak oldukça zaman alan ama çok keyifli bir şey aradığımız kitabı bulmak için. Hatta hiç aramadığımız, ama zihnimizde şimşekler çaktıran kitaba rastlamak için de, çok iyi bir ortamdır kütüphane. Kütüphane karıştırmanın, pek de o kadar zaman almayan, ancak işin ucunu kaçırırsak, biraz pahalıya da kaçabilecek bir alternatifi de var: e-kitap. Legal e-kitaplardan bahsediyorum, elbette. Korsana karşıyız 😉

Dergi konusu biraz daha çetrefil gibi duruyor. En azından benim izlenimim öyle. Genelde de, yerli dergiler konusunda öyle. Yetkin ve kendini kanıtlamış dergilerimizi tenzih ederek söylüyorum: son zamanlarda öyle acayip bir dergicilik anlayışı türedi ki ülkemizde, sormayın gitsin. Şu kollarını kavuşturmuş başarılı iş kadını/adamı klişesi zaten gına getirdi; onu hiç anlatmıyorum bile. Ama sektördeki bu insanlardan görüş alıp, bu görüşleri kişilerin büyük fotoğraflarıyla basıp, bir kaç satır bile olsa, kendi özgün içeriği olmadan haber yapan bir habercilik anlayışı, bana hem sıcak gelmiyor, hem de pek bir şey vermiyor. Haberden bir kaç sayfa sonra da, ilgili kişinin sahibi veya üst düzey yöneticisi olduğu şirketin ilanını görünce, ben kendi adıma bunu yine pazarlamaya yönelik “gel-gel bilgisi” olarak tasnif edip rafa kaldırıyorum. Arkadaş, senin gazeteci, muhabir, haberci, editör, yazar olarak, hiç mi görüşün yok da, somut katkını koymuyorsun? Dergicilik bu kadar ucuz olmamalı. Bu nedenle, benim tercihim, genellikle yabancı dergilerden yana. Hatta size isim de vereyim: Wired, Inc, Fast Company, Harvard Business Review, MIT Sloan Management Review, Scientific American, Max Planck Research, New Scientist, Foundr bunlardan bir kaçı. Hadi itiraf da edeyim: son zamanlarda bunların iPad edisyonlarına da, fena sardım. Hem neredeyse derginin bayide satılan bir aylık sayısı fiyatına, bir yıllığına abone olabiliyorsunuz; hem yerinizden kalkmadan bir kaç saniye içinde yeni sayıyı indirip okuma olanağınız var artık; hem de, bir kısmındaki, video, animasyon, grafik, vs. görsel ve etkileşimli özelikler, okuma deneyiminizi oldukça keyifli ve etkin bir hale getiriyor.

Blog okumak da, oldukça yeni bir kavram. İki binlerin başından beri hayatımızda olan blogların büyük bir kısmı, bu okuduğunuz blog gibi, amatör işlerden oluşuyor. Ancak benim de takip ettiğim, Lifehacker, Boing Boing, Boxes and Arrows, gibi oldukça popüler ve profesyonel bloglar da var. Bunlara, elbette yukarıda saydığımız dergilerin bloglarıyla, şirketlerin kurumsal bloglarını da eklemekte yarar var.

Son olarak, bu okuma işinin içine, son dönemde moda olan video izleme işini de katmak istiyorum. Ancak bunu da, tek bir örnekle sınırlamak istiyorum: TED. İngilizce “Technology, Entertainment, Design” (Teknoloji, Eğlence, Tasarım) kelimelerinin kısaltması olan TED, Internet üzerinde http://www.ted.com adresinden veya IOS ve Anroid uygulamaları üzerinden doğrudan tabletinizden izleyebileceğiniz videolardan oluşuyor. Bu videolar da, aslına 1984’te başlayan bir konferanslar dizindeki konuşmacılara ait videolar. Konuşmacılar çok çeşitli ve neredeyse her milletten var. Aralarında komedyen de var, bilimciler de var, sanayiciler de, anlatacak enteresan bir fikri olan, sıradan insanlar da. Konuşmaların konusu, düşünemeyeceğiniz kadar çeşitli. Konuşmaların dilleri İngilizce, ama Türkçe de alt yazı olması lazım bir kısmında. Ama konuşmaların temel özelliği, insana bir şeyler katması; yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi, kavramlar arasında soyut bağlar kurdurtarak, bildiklerimizin üzerine “yeni” bir şeyler inşa edebilen, ufkumuzu açan, bizi ileriye götüren, sorun çözen veya çözdüren videolar olmaları. Bir de, sürelerinin kısıtlı olması da ayrıca bir güzellik. Bildiğim kadarıyla, konuşmalarda 18 dakika kısıtlaması var. Konuşmaların büyük bir kısmı, emin olun, ders materyali olarak kullanılabilecek kadar değerli.

Creative Commons Lisansı
B. Aykut ARIKAN isimli yazarın “Zihin Emeği: İnovasyonun İtici Gücü” başlıklı eseri bu Creative Commons Alıntı-Gayriticari-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
aykutarikan.com bağlantısındaki esere dayalı olarak.

Yorumlar»

No comments yet — be the first.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: